Roma Hamamı

 

  Parion Roma Hamamı, Parion Tiyatrosu’nun 70 metre doğusunda sahile 150 metre uzaklıkta yer al­maktadır. Roma Hamamı’ndaki ilk çalışmalar 2006 yılında yapılan 3x3 metrelik bir sondaj ile başlamıştır. Roma hamamında günümüze kadar etrafı muhtemelen Korinth sütünları ile çevrili bir havuz (Piscina) , iyi korunmuş calidarium, apoditerium (Soyunma)  ve praefurnium ( Cehennemlik /ateşin yandığı yer) bölümleri açığa çıkarılmıştır. Parion Roma Hamamı’nın yeri konusunda seçimin Vitruvius’un belirtiği unsurlar ile uyumlu bir şekilde, konum itibariyle hamam olmaya elverişli bir alana inşa edildiği söylenebilir. Roma dönemi hamam mimarisinin tüm karakteristik özelliklerinin uygulandığı hamam örneklerin­den biri olması muhtemel olan yapının bütünüyle kazılmamış olmasına rağmen plan ve işlev bakı­mından Roma mimarlığı ve mühendisliğinin, Parion’da da uygulandığının en güzel örneklerinden birisidir. Parion Roma Hamamı’nda bugüne kadar yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkartılan beş mekân­dan dördü Roma hamamlarının ana bölümlerini oluşturduğu anlaşılmıştır. Ele geçen buluntular ışığında, Parion Roma Hamamının M.S. 2 yüzyılda inşa edildiği, M.S. 5. yüzyıla kadar çeşitli onarımlar geçirerek uzun süre kullanımda kaldığı, bu tarihten sonra tamamen terk edilip işlev değiştirdiği, bazı bölümlerinin ise, çöplük olarak kullanıldığı düşüncesindeyiz.  

 

Piscina

2006 kazı sezonunda çalışmalarına başlanan alanda çalışmalar 2008 yılında durdurulmuş, üzerinden geçen yolun zamanla mekânın içine doğru kayması ile bu alan­da çalışmalara 2015 kazı sezonunda tekrar başlanmış ve tamamlanmıştır. Yapılan çalışmalarda bu mekânın Roma hamamlarının önemli bir bölümü olan, piscina10 olabileceği düşünülmüştür. Yapının kullanım dışı kal­dığı dönemde piscina’daki mimari ögeler sökülerek başka yapılarda kullanılmış olmalıdır. Piscina’nın etrafında on iki postament ile çevrelenmiş olup günümüze bunlarda sadece altı tanesi in-si­tu olarak kalabilmiştir. Bu tahribat sadece postamentler ile sınırlı kalmamış alandaki kullanılabilir tüm mimari ögeler (sütunlar, sütun başlıkları, mimari kaplamlar) sökülüp başka yapılarda kullanılmış olmalıdır. Piscina’yı detaylı bir şeklide incelediğimiz zaman 5.20x5.40 m ölçülerinde kare bir plana sa­hip, güneyden iki merdiven ile içerisine girilen 1.25 cm derinliğe sahip, kuzeybatı köşesinde zeminde su gideri olan, zemini mermer kaplama levhaları ile kaplı bir yapı ile karşımıza çıkmaktadır. Piscina’nın hemen dışına yapıyı çevreleyen duvarlar ile piscina sınırını belirleyen postamentler arasında boşluk ile bir avlu oluşturulmuştur. Piscina’ya girişin yapıldığı alanda iki postament arasına gelecek şe­kilde havuzdan taşan suyun tahliye edildiği kare formlu altı adet su tahliye deliği olan mermer bir blok ele geçmiştir. Bu şekilde piscina’dan çıkan insanların taşırmış oldukları su tahliye edilmiş olmalıdır. Piscina’yi çevreleyen duvarda belli bölümlerde ele geçen in-situ mermer kaplamalarından dolayı tüm duvarların yaklaşık 70 cm yüksekliğe kadar ince mermer levhalara ile buradan itibaren üst bölümün ince ve oldukça kaliteli beyaz sıva ile sıvandığı anlaşılmış olup; bu sıvalar yer yer duvar üze­rinde de in-situ olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Calidarium

Bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda mekânın zeminden ısıtıldığı Hypocaust sistemine ait bulgular ortaya çıkarılmıştır. Belli bir simetrisi olamayan pilaelerin, bir kısmın düzgün dörtgen, bir kısmının dairesel, bir kısmı ise içi boş pişmiş toprak künk­lerden oluştuğu anlaşılmıştır. Kazılar sırasında kenar uzunluğu 0.70 metre olan büyük pişmiş toprak kare plakalar ele geçmiş, bu plakaların pialeler üzerine gelen bipedalesler olduğu anlaşılmıştır. 10 cm eninde olan bu plakalar üzerine gelen 25 cm kalınlığındaki harçla (=opus caementicium) asma zeminin oluşturulduğu görülmüştür. 1.00 m yükseklikte pilaelerle beraber asma zeminin yüksekliği 1.35 m’ye kadar ulaşmaktadır. Tüm bu taşıyıcı elemanlarının üzerine gelen asma taban (=suspensurae) ise kuzey batı köşe dışında sağlam olarak ele geçmemiştir. Oluşturulan bu sistemle sıcak havanın payeler arasında rahatça dolaşması sağlanmış, bundan dolayı yapılan çalışmalar sırasında asma taba­nın tümünde yoğun bir is tabakası ile karşılaşılmıştır. Bu alandaki yoğun tahribattan dolayı pilaelerin hepsi sağlam olarak ele geçmemiştir. Kuzey batı köşede kısmen iyi korunmuş asama taban (=suspensu­rae) üzerinde in- situ olarak ele geçen mermer kaplama levhalar nedeniyle, bu asma tabanın üzerinin, mermer döşeme levhaları ile kaplandığı anlaşılmaktadır.

Çalışmalar sırasında yapının, duvarlardan ısıtıldığını gösteren bulgulara da ulaşılmıştır. Hypocaust sis­temine bağlı olarak yapıldığı anlaşılan bu sisteme göre, elde edilen sıcak hava zeminle birlikte duvar­ların arasında dolaşabilmekte, böylece hamamın içinde bir sıcak hava dolaşımı sağlanarak yapının içi daha iyi ısıtılabilmekteydi. Kazılar sırasında ele geçen makara ya da silindirik formlu içi boş terrakot­ta makaralar (=spacer tube) bu sistemin temelini oluşturmaktadır. Mekânda yapılan çalışmalar sırasında Hypocaust’lu bu mekânın hamamın ocak sistemi olan külhan (=praefurnium) ile bağlantısı saptanmıştır.

 

Tepidarium

12x 8.75 metre ölçülerinde olan salonda, 2010-2013 yılları arasında çalışılmıştır. Yapının en önemli mekânı olan bu salona dört tane çıkıntı paye ile hareketlik kazandırılmıştır. Bu çıkıntı paye­lerin salona kazandırdığı hareketliliğin yanı sıra, olasılıkla üst yapıyı oluşturan tonoz sistemini taşıdığı da düşünülebilir. Alanda yapılan çalışmalarda yapının Hypocaust sistemine ait in-situ mimari öğelere rastlanmıştır. Salonun zeminden Hypocaust yöntemi ile ısıtılmasının yanında içi boş duvar tekniği spacer tube tekniği kullanılarak duvarlardan da ısıtıldığı in-situ olmayan spacer tube parça­larından anlaşılmaktadır. Hamamın genelinde izlenen tahribattan bu bölümde nasibini almış olup, Hypocaust sistemine ait mimari öğelerin birçoğu sökülüp, daha sonraki dönemlerde başka yapılarda kullanılmış olmalıdır.

Tepidarium’a güneyindeki mekândan iki kapı, doğusundaki mekândan tek kapı ile giriş sağlanırken, Calidarium’dan bu mekâna tek kapı ile geçiş sağlanmaktadır. Yapının duvarları üzerinde görülen büyük çivi izleri bu salonda mermer kaplama levhalarının kullanıldığını akla getirmektedir.

Mekânda yapılan çalışmalar sırasında Hypocaust’lu bu mekânın hamamın ocak sistemi olan külhan (=praefurnium) ile bağlantısı saptanmıştır. Salonun kuzey duvarı üzerinde tespit edilen kemer açıklığında 25°’lik bir eğim ile bir kanal oluşturulmuş, bu kanalın etrafını kör duvarlar ile da­raltılarak sıcak gazların mekân içerisine dağıtıldığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan bu sistemin Roma mimarisinin ve mühendisliğinin Parion’da en iyi şekilde uygulandığının önemli göstergelerin­den biridir. Bunun yanında yine 2009 yılında yapılan çalışmalarda tespit edilen ve 2015 kazı sezonunda tamamı ortaya çıkarılan Calidarium’dan Tepidarium’a  sıcak gazların geçişini sağlayan kemerli bölüm yine Roma mimarisi ve mühendisliğinin en iyi örneklerinden birisi olarak karşımıza çıkmakta­dır.

 

Praefurnium

Calidarium ve Tepidarium’un doğusunda bulunan bu mekânın kazılarına 2014 yılında başlanmıştır. Praefurnium’un batı duvarında Calidarium ve Tepidarium’a açılmak üzere iki adet kemerli hypoca-ust geçidi olan külhan bulunmaktadır. Bu mekanın doğu, batı ve kuzey sınırları belirlenmiştir.