Odeion

Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar sonunda gelinen noktada antik kentin, özellikle MS 1. yüzyıl ve sonrasındaki Roma Dönemi yerleşiminin yer aldığı, Bodrum Burnu, Kartal Yuvası ve Atom Taşı mevkilerinin arasındaki çok derin olmayan vadinin güney batısındaki yamaç üzerinde, Roma Tiyatrosu’nun yaklaşık 180 m. güney doğusunda yer alan Parion Odeionu, 2009 yılında kazı başkanı Prof. Dr. Cevat Başaran tarafından keşfedilmiştir. Bu ilk keşifte, tamamen toprak altında kalan yapının, bulunduğu yamacın güneye doğru olan uzantısı da göz önünde bulundurularak, önce yapının bir “Stadyum” olabileceği ihtimali üzerinde durulmuş ve sonraki kazı döneminde çalışma programı içerisine alınan alanda 2010 yılında çalışmalara başlanılmıştır.

            Yapıda gerçekleştirilen çalışmalarda sonucu, yapının kavea, orkestra, sahne binası (scaenae frons), kuzeyindeki analemma duvarı ve tonozları olmak üzere 5 bölümü ile ilgili elde edilen veriler aşağıdaki şekildedir;

Kavea (cavea); 5 ışınsal merdivenle 4 oturma sırası bloğuna ayrılmış, yarım ay biçimli olup; toplam 19 gradusa- oturma basamağına sahiptir. Kaveayı 4 bölüme ayıran bu beş sıra merdivenden her biri, her oturma sırasına ikişer adet denk gelecek şekilde toplamda 38 er merdiven basamağına sahip olup; bu basamaklardan oturma sıralarının üzerine denk gelen her bir basamağın iki yanında birer panter ayağı bulunmaktadır. Ancak kaveayı sınırlayan klimakes olarak adlandırılan merdiven basamaklarında sadece kaveaya bakan kısımlarda bu uygulamaya rastlanılmaktadır. Kaveadaki her bir gradus-oturma basamağının alt kısmı, seyircilerin ayaklarının denk geleceği kısımlar da düşünülerek iç bükey bir şekilde oyuk yapılmıştır. Kaveanın sahne binası önünde sonlandığı kısımlarda, üzerinde akantus yapraklı çanağa sahip volütlü başlıkların yer aldığı birer köşe konsolu yer almaktadır. Doğudan batıya doğru yaklaşık 50-55°’lik açıyla yükselen kavea ortalama 27x17 m. ölçülerinde yarım daire biçimli plana sahiptir. Kavea’nın ölçüleri ve oturma sıraları göz önünde bulundurularak, her bir künei de ortalama 260 kişinin oturabileceği düşünülerek, yapının ortalama 950-1050 kişilik olduğu tahmin edilmektedir. Kaveanın sahne binasına bakan yan duvarları her biri ortalama 80 cm. yüksekliğe sahip, en büyüğü 180 cm genişlikteki mermer plakalarla kaplanmıştır.

Orkestra: Yapının 6.90x4.85 m ölçülerinde, yarım daire planlı orkestrası, merkez odaklı olarak ve geometrik desende yapılmış opus sectilelerle döşelidir. Opus sectile, merkezi iki büyük kare çerçeve oluşturularak ikinci kare çerçeve içi 9 kareye bölünmüş, kareler içinde köşe ve ortada daire olmak üzere bir daire bir kare şeklinde kesilerek düzenlenmiştir. Sectilelerin restorasyon amacıyla kaldırılması aşamasında, tesadüfen, zemine kaplanan opus sectilelerin arka kısımlarında kabartmalarının olduğu ve kabartmalı panonun başka bir yapıdan alınıp ters çevrilerek burada yeniden kullanıldığı anlaşılmıştır.

Scaenae frons (Sahne binası): Orkestranın ön kısmında kavea kenarlarından sonraki, yaklaşık 1 m genişlikteki paradostan sonra başlayan kuzey-güney doğrultulu sahne binası – scaenae frons, kaveaya bakan kuzey ve güney uç kısımlarındaki köşe konsollarından itibaren yaklaşık 22.55 m. uzunluğa ve ortalama 4.75 m genişliğe sahiptir. Sahne binasının iki uç kısmındaki konsollardan her biri, orijinalde, yaklaşık 5 cm. kalınlıktaki mermer plakalarla kaplıdır. Bu iki köşe konsolundan güneydekinin doğu iç kısmında görülen mermer süpürgelik bu kısımdan sahneye yani pulpituma çıkışın bir rampayla sağlandığını göstermektedir. Proscaeniumun güneyindeki bu rampalı geçişin aksine kuzey konsolun bulunduğu kısımda pulpituma çıkışı gösteren herhangi bir veri bulunmamaktadır. Proscaenium’daki pulpitum-sahne, orkestradan ortalama 1 m. yükseklikte olup, ön duvar ve arkadaki duvar üzerine atılmış ahşap hatılların taşıdığı ahşap bir zemine sahip olduğu düşünülmektedir. Sahne binası dış cephede, biri kuzeyde, diğeri güneyde iki girişe sahiptir.  Bu girişlerden kuzeydeki birinci giriş 2.40 m genişliğinde ve 3 basamaklı bir geçişe sahip olup; olasılıkla seyirci girişi olarak kullanılmış olmalıdır. Güneydeki ikinci giriş ise, 2.30 m genişlikte ve buradan sahneye çıkışı sağlayan rampalı geçiş ve zemininin özensiz işçiliğinden dolayı aktör girişi olduğu düşünülmektedir. Bu iki ana girişin devamında, sahne binasının ön yüz iki kenarında, kaveaya geçişin sağlandığı, yaklaşık 1 m. genişliğe sahip paradoslar yer almaktadır. Sahne binası ve orkestra içerisinden elde edilen mimari parçalar yapının tek katlı bir sahne binasına sahip olduğunu göstermektedir. Sahne binası dış cephede toplam 8 payanda ile desteklenmiştir.

Kuzey Tonozlar ve Analemma Duvarı: Yapının oturtulduğu yamacın kuzey kısmındaki topografik yapı göz önünde bulundurularak, yapının kuzey kısmının üç tonoz üzerine oturtulduğu söylenebilir. Yapıyı dış kısımda, kaveanın yarım daire planıyla paralel biçimde çevreleyen, yaklaşık 1.50 m kalınlığındaki analemma duvarı, kuzey batı kısımda bir destek payandasına sahiptir. Kuzeydeki tonozlardan 3 nolu en küçük tonozun kuzeyinde de yaklaşık 1.80 m genişlikte bir giriş daha (üçüncü giriş) yer almaktadır. Bu girişten geçildikten sonra hemen doğusunda yer alan 1.10 m’lik geçişle sahne binasının kuzeyine geçiş sağlanmaktadır. Yapıda, olasılıkla MS 3. yüzyılda yapıldığı düşünülen tadilatla yapının oturtulduğu yamacın batı-üst kısmından gelen yağmur sularını tahliye etmek amacıyla üst kısımdan gelerek kuzeyde analemma duvarının dışından aşağıya doğru iki kademeli şekilde alçalarak zemine ulaşan bir drenaj kanalı yapılmıştır.

Yapıda gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, yapının, orkestrası, sahne binası iç kısmı ve tonozlarda yoğun bir yangın tahribatı izi de göze çarpmaktadır. Bu yangın tahribatı içerisinden ve üzerinden ele geçen çok sayıdaki sikke ve seramikler göz önünde bulundurularak yapının MS 4. yüzyıl sonları ile MS 5. yüzyıl başlarında bu yangınla tahrip olduğu anlaşılmaktadır. Kazılarda ele geçen sikke ve seramiklerin yanı sıra, yangın katmanının altından ele geçen MS 2. yüzyıl tarihli sikkeler, seramikler, heykeltıraşlık eserleri ve mimari parçalar yapının olasılıkla MS 2. yüzyıl ortalarında inşa edildiğini göstermektedir. Bu ilk evrenin ardından olasılıkla MS 3. yüzyıl içlerinde yapıda tadilata gidilerek, analemmanın kuzeyine iki teras duvarı yapılıp, toprakla doldurularak, yukarıda bahsedilen drenaj kanalı yapılmıştır. İkinci kullanım evresinin ardından, MS 4. yüzyıl sonu ile MS 5. yüzyıl başlarında meydana gelen yangın, yapınınn uzun bir süre kullanılmamasına neden olmuştur.   Bu uzun sürenin ardından, yaklaşık üstten 9-10. basamağa kadar olan kısmı toprak altında kalan kaveanın iç kısmına ve güney doğusuna, temellerinde yapının kavea basamaklarının da kullanıldığı moloz taş duvarlı domuz ahırı ya da depolama amaçlı MS 9.-11. yüzyıl yapıları yapılmıştır. Bu dönemde yapının tonozları ve analemma duvarı kuzey dış kısmı da bazı basit eklentilerle yine depolama amaçlı bir müştemilat olarak kullanılmıştır.

Yapıda gerçekleştirilen çalışmalarda, MS 2.-11. yüzyıl aralığına tarihlenen seramik ve sikkeler, heykeltıraşlık eserler ve mimari parçaların yanı sıra, pişmiş toprak figürinler ile çatı malzemesi ve kapılara ait çok sayıda metal obje de, ele geçen eserler arasında yer almaktadır.