|
Çalışmalara 2004 yılında, Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nin ‘Kurtarma Kazısı’ gerçekleştirdiği, Kemer Köyü içerisindeki Nekropol alanında, çevre temizliği ile başlanmıştır. Nekropol alanında ilk günlerdeki çalışmalar, sadece Müzenin 2004 yılı kazısının sonunda kazı çukuruna iş makineleriyle doldurduğu yaklaşık 2 m. kalınlıktaki toprağın çıkarılması işlemiyle geçmiştir. Bu atık toprağın içerisinden iki fayans boncuk, birkaç unguentarium ve çok sayıda seramik parçası ele geçmiştir. Müze kazısının atıklarının temizlenmesi sonrasında, alanda düzgün tabaka kazısı yapılmayıp, öbek öbek çukurların açıldığı, bu yüzden düzgün bir seviyenin yakalanmasının olanaksız olduğu ortaya çıkmıştır. Kazı alanı önceki yılki açmalara uygun olarak 10x10 m.’lik karelere ayrılmış, fakat buluntu yoğunluğu dikkate alınarak her açma tekrar 4’e bölünerek bu alt bölümlere a,b,c ve d alt adları verilmiştir (Resim:12). Mezar adları ortaya çıkış sıralarına göre verildiğinden, bütün nekropol alanında tek bir sıralama oluşmuş; açma adları dikkate alınmamıştır. Mezarlar alt tipleri olmakla birlikte bir özellik göstermeyenler M; toplu mezarlar TM; pitos mezarlar PM; taş sandık mezarlar TSM ve urne mezarlar ise UM şeklinde kodlanmıştır. E3-c açmasında, önceki yıl kazılan ve tekrar çukurlara doldurulan toprağın kaldırılmasından sonra herhangi bir yeni kazma işlemi yapılmamıştır. Kazı alanında bir yandan dolgu toprağın temizlenmesine devam edilirken, diğer yandan, E3-d açmasında başlanan yeni kazılarda, M1 -77cm. derinlikte ortaya çıkmıştır (Resim:13). Ele geçen parçalardan anlaşıldığı kadarıyla, düz pişmiş-toprak levhalarla semer-dam biçiminde kapatılmış ve başucuna pişmiş toprak bir kapak yerleştirilen mezarda herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. UM1, -150cm. derinlikte bulunmuştur (Resim:14). Kemik parçaları ve bir miktar kül ve kömür kalıntısının gözlendiği mezardan başka buluntu çıkmamıştır. Açmanın kuzey-doğu köşesine yakın bir yerde, M5’in sol yarısını tahrip etmiş olan, -150 cm derinlikte M6 mezarına ulaşılmıştır (Resim:15). Düz pişmiş-toprak levhalarla semer-dam biçiminde örtülmüş mezardaki çok fazla erimiş iskeletin başucu kısmında unguentarium parçaları ele geçmiştir. Açmanın güney-doğu sınırında -105cm. derinlikte rastlanan UM8’in içerisinden kremasyon gömüye ait, sadece yanmış kemik parçaları elde edilmiştir (Resim:16). Yarısı F3-c açmasında bulunan M45’in başına geniş bir kap (urne) ters çevrilerek kapatılmış ve iskeletin doğrudan toprağa yatırıldığı mezarda, hiçbir bulguya rastlanmamıştır (Resim:17). Aynı açmada -140cm. derinlikte yer alan M46 da, doğrudan toprağa yatırılan cesedin yanında yine mezar hediyesi ele geçmemiştir. Bir kısmı E4-b açmasında kalan, M9, -150cm. derinlikte doğrudan toprağa gömülü olarak bulundu. Mezarın içinde herhangi bir bulguya rastlanmadı. E4-a açmasında, bugünkü yürüme zemininin -100cm. altında çalışmalar sürdürülmüş ve burada bir yanık katmanına rastlanmıştır. Aynı açmada, -135cm. derinlikte M2 ortaya çıkarılmıştır (Resim:18). Mezarda iki fayans boncuk bulunmuştur. Baş tarafı önceki yılki kazıda ortadan kaldırılan, kuzey-güney yönündeki iskeletin sadece ayak kemikleri bulunabilmiştir. Doğu-batı yönünde, -162cm. derinde M3 ortaya çıkarılmıştır (Resim:19). Bu mezardan da, kırık bir kâse ele geçmiştir. Yarısı D4-b açmasında kalan M4 ise, -136cm. derinde ortaya çıkarıldı (Resim:20). M2 ve M3 de ceset, doğrudan toprağa yatırılmıştır. M4, 3cm. kalınlıkta, 47x 82 cm ölçülerinde, dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kapatılmıştır. İçinde 7 unguentarium, 2 kandil, 1 Pişmiş-toprak Aphrodite figürini, 2 seramik parçası ve 1 kemik kaşık bulunmuştur. E4-a açmasında, -220cm. derinde bir yanık katmanı daha ortaya çıkarılmıştır. Açmanın ortalarından başlayan ve batı kenarında son bulan, -235cm. derinlikte, önceki yıl ortaya çıkarılan ızgara şeklinde dizilmiş, mezarın altındaki kesit içerisinde yer alan yanık (kömürleşmiş) ahşap kütükler ortaya çıkarıldı (Resim:21). Bu yanık tabaka yer yer 30cm. kalınlıkta korunmuştur. E4-b açmasında ise -168cm. derinlikte bir oinohoe parçası ele geçmiştir. Bir kısmı E3-d açmasında kalan M5’e, -140cm. derinlikte rastlanmıştır (Resim:22). Mezarın daha sonra yapılan M6 ve M12 gömüleri yüzünden fazlaca tahrip edildiği, iskeletin sadece belden yukarısı ve sol yarısının korunduğu gözlenmiştir. Mezarı kaplayan pişmiş-toprak levhalar, M12 de yeniden kullanılmıştır. M5’den çok kötü durumda 2 bronz sikke, kolye boncukları ve 3 bronz yüzük ele geçmiştir. Devam eden kazılarda ortaya çıkan M7’nin etrafında yanık ve kül kalıntıları olduğu tespit edilmiştir (Resim:23). Mezardan 1 lekythos ve parçalar halinde 4 unguentarium ele geçmiştir. -160cm. derinlikte ortaya çıkarılan M10’un başı kuzey yöndedir ve mezardan 1 pişmiş-toprak unguentarium ele geçmiştir (Resim:24). Buradan -156cm. derinlikte, UM3 ortaya çıkarılmıştır (Resim:25). Başı güneybatıya bakan M12, M5’in alt yarısını tahrip etmiş durumda, -148cm. derinlikte ortaya çıkarılmıştır (Resim:26). Sol yanı üzerine yatırılmış ve dizlerini biraz karnına doğru çekmiş iskeletin yanında, 1 unguentarium ve kırık unguentarium parçaları, mezar altında ise, 1 pişmiş-toprak dokuma tezgahı ağırlığı bulunmuştur. Açmanın doğu sınırında, bir kısmı F4-a açmasında bulunan ve -40 cm derinlikte yer alan, M31 ve M32 ortaya çıkarılmıştır (Resim:27). Sağında ve solunda birer künk bulunan M32 pişmiş-toprak levhalarla semer-dam şeklinde örtülmüştür (Resim:28). Mezarda yoğun bir kül tabakası ile karşılaşılmıştır. Mezardan 6 unguentarium ve küçük metal bir büst ele geçmiştir. E4-b ile E4-d açmalarının arasında oldukça yoğun bir kül katmanı tespit edilmiştir. Hiçbir mezarla bağlantısı bulunmayan bu kül yığını, muhtemelen bir kremasyon alanına işaret etmektedir (Resim:29). E4-c açmasında, M11, -235cm. derinlikte ortaya çıkarılmıştır (Resim:30). Burada bulunan çok sayıdaki kalın kısa gövdeli paslı demir çivi, gömünün ahşap tabutla gerçekleştirildiğini düşündürmüştür. Mezardan 11 adet pişmiş toprak figürin, 1 laginos, 1 pişmiş toprak kupa, biri pişmiş toprak diğeri cam 2 unguentariuma ait parçalar bulunmuştur. E4-c açmasında, -240cm. derinlikte, hiçbir mezarla bağlantısı tespit edilemeyen 1 pişmiş toprak kandil ve aynı derinlikte, TSM 1’in batı kenarında, 1 pişmiş toprak kâse ele geçmiştir. Ayrıca bu açmada -240cm. derinlikte, tabanı düz pişmiş-toprak levha döşeli, içerisinde herhangi bir buluntuya rastlanmayan, M20 ortaya çıkarılmıştır (Resim:31). TSM 4’ün doğusunda, -255cm. derinlikte üzerinde kırmızı figür tekniğinde yapılmış palmet motifi bulunan 1 bodur lekythos ele geçmiştir. Bu sezon kazılarının en ilginç buluntularını veren taş sandık mezarların üçü doğu-batı yönünde, biri kuzey-güney yönünde bırakılmıştır (Resim:32). Bunlardan ilki olan TSM 1’de (Resim:33), erimiş durumdaki iskeletin ağzından bir altın emperesssion sikke (Resim:34), yanından altın bir diadem ve çok sayıda altın yaprak (Resim:35), iskeletin boyun kısmından 1 adet iki ucu boğa başı şeklinde altın zincirli kolye (Resim:36), 3 altın iğne (Resim:37) ve 1 çift eros’lu küpe (Resim 38) ile 1 ‘iğ’ gövdeli pişmiş-toprak unguentarium, 1 bronz ayna, 1 bronz ve cam kozmetik kutusu, 1 pişmiş toprak-kandil, kötü durumda 1 kurşun alabastron ve 1 kırık kapaklı pyxis ele geçmiştir (Resim:39). TSM2’den (Resim:40) erimiş iskeletin ağzında 1 altın empression sikke (Resim:41), dizleri hizasında, bronz bir amphora (Resim:42) içerisinden, kırık kemikler ve 3 kırık altın çelenk(=stephanos) (Resim:43), 1 gorgo başı kabartmalı altın pul (Resim:44), ayaklarının yanında bir kırık kemik yığını içinden harap durumda sivri dipli bir amphoriskos ve parçalanmış demir bir strigilis ele geçmiştir. Yerel kum taşından yapılan TSM’ler aşırı nem yüzünden kolayca parçalanır durumdadır. Bu yüzden içleri boşaltıldıktan sonra, yerinde bırakılmışlardır. Burada devam eden kazılar sırasında, -240 cm derinlikte, TSM3 mezarı açılmıştır (Resim:45). TSM3’de bir tarafı yaban keçisi, bir tarafı aslan başı şeklinde düzenlenmiş bir altın zincir kolye (Resim:47), bir çift aslan başı şeklinde küpe (Resim:48), bir altı yüzük (Resim:49) ve 1 koku kabı ortaya çıkarılmıştır. İskeletin dizleri hizasında bir bronz ayna ele geçmiştir. Mezarın, çok kırılgan olan kum taşından yapıldığı için, antik çağda bile kırıldığı ve bronz kenetlerle tutturularak onarıldığı gözlemlenmiştir. Aynı derinlikte bulunan TSM4’de diğer taş sandık mezarlarda görülen, mezarın tabanını oluşturan taş döşeme yoktu ve hiçbir iskelet kalıntısına rastlanmadı (Resim:50). Mezarda herhangi bir bulguya da rastlanmadı. TSM1 ve TSM2’nin uzun kenarlarının kesiştiği yerde, kapak hizasından yaklaşık 30cm. derinde 10cm. kalınlığında bir yanık tabaka tespit edildi. TSM1’in kuzey yanından tabana doğru derinleştirilen çalışmalarda mezarların taban seviyesinde ana toprağın hemen üzerinde küçük parçalar halinde Arkaik Dönem aeolis seramik parçalarına rastlanmıştır. E4-d açmasında pişmiş-toprak levhalarla semerdam çatılı M22 -160cm. derinlikte ele geçmiş, içinde kül ve yanık izleri gözlenmiştir. Mezarda biri tam, diğeri parçalar halinde 2 unguentarium bulunmuştur. M24, -170cm. derinlikte ortaya çıkarılmıştır ve mezarda herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Aynı açmada, -165cm. derinlikte, M27 mezarı ortaya çıkarılmıştır. Mezarda iskelet dışında sadece yanık izleri gözlenmiştir. Açmanın doğu kenarına yakın, -80cm. derinlikte rastlanan M28, pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde örtülmüştür (Resim:51). Mezarda iskeletin ağzından korozyonlu 1 bronz sikke, karın kısmına yakın 1 kandil, 1 unguentarium, ayakucunda lagynos benzeri bir kap ele geçmiştir. M33, -170cm. derinlikte, pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde, başucu ile ayakucu ise, dışbükey levhalarla kapatılmış mezarın yanında yanık izlerine rastlanmıştır. Ayakucuna yakın bir yerde hayvan kemikleri ile 1 unguentarium dışında buluntu ele geçmemiştir. -190 cm derinlikte yer alan M36’dan (Resim:52) ele geçen pişmiş- toprak, unguentarium, 2 lagynos, 2 tek kulplu, geniş ağızlı kap ve kandiller dışında, mezarın ortasına yakın kısımda yanmış hayvan (?) kemikleri parçalar halinde; kömürleşmiş durumda incir, hurma, elma, kestane, badem ve fındık ele geçmiştir. F3-c açmasındaki kazı çalışmalarına ilk kez tarafımızdan başlanmıştır. Yaklaşık -15cm. derinliğe kadar inilen çalışmalarda, açmanın kuzeydoğu köşesinde silindirik cam boncuklar ile kırık cam parçaları ele geçmiştir. Çalışmaların devamında, yaklaşık -70 cm derinlikte, toplam 7 adet basit gömü mezarın etrafı tamamen temizlenmiştir. Bu sırada M8 mezarının güney ucunda, 17 cm kalınlığında 20x100cm. boyutlarında alanı kapsayan bir yanık kütük ortaya çıkmıştır. Mezarların çevresinden 1 pişmiş-toprak fincan ve 1 unguentarium ele geçmiştir. Etrafı temizlenen mezarlardan biri, -30cm. derinlikte, üzeri düz pişmiş-toprak levhalarla semerdam biçiminde kapatılmış M8 ortaya çıkarılmıştır (Resim:53). Mezar kaplama levhalarından birinin iç yüzeyinde 2 adet köpek ayak izi gözlenmiştir. Mezarın üzerinde daha önce bulunan kütük ve yanık izleri, kremasyona işaret etmektedir Kremasyon cesedin gömülmüş olduğu yerde yapılmış olmalıdır. Mezarda iki ayrı seviyede hediyelere rastlanmıştır. Üst seviyeden 1 lekythos, 2 unguentarium, 1 kandil ele geçmiştir. Ü Üzeri dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kapatılmış M13, -20 cm derinlikte bulunmuştur. Mezarın kuzeyinde çok korozyonlu 1 bronz sikke, güneyinde 1 pişmiş toprak kandil ele geçmiş ve doğu yönünde de yanık izine rastlanmıştır. Burada -44cm. derinlikte bulunan M14’te de yanık izine rastlanmamıştır. M13 ile benzer olan bu mezarın içinden 1 sikke ve 1 lekythos bulunmuştur. Aynı açmada, içinden kül ve kemik çıkan ve ağız çapı 58cm. olan UM4 mezarı -58cm. derinde ele geçmiştir (Resim:54). Üzeri semerdam şeklinde, pişmiş-toprak levhalarla kaplı M16, -25cm. derinlikte ortaya çıkarılmıştır. Mezar içerisinde yanık katmanı üzerinde 3 unguentarium (Resim:55), 1 lekythos ve 1 kandil ele geçmiştir. Aynı açmada, -15 cm derinlikte, M17, semerdam şeklinde pişmiş-toprak levhalarla kapatılmış durumda ele geçmiştir. Yanık izine rastlanan mezardan herhangi bir buluntu çıkmamıştır. M17’nin altından -45 cm derinlikte açmanın doğu kesitinde UM6 mezarı ortaya çıkarılmıştır (Resim:56). Yumurta formlu, kulplu, (amphora?) urnenin ağız çapı 15 cm, boyu 35 cm’dir. İçinden sadece yanık kemikler çıkmıştır. M18, üzeri pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmış durumda, -50 cm derinlikte ele geçmiştir. Üzerinde dört delik bulunan 1 bronz disk ve 1 unguentarium, mezar levhaları üzerinde ele geçmiştir. Mezarın içinde sadece yanık izleri ve iskelet kalıntıları bulunmuştur. Burada -20cm. derinlikte dışbükey semerdam şeklinde pişmiş-toprak levhalarla kaplı, içinde sadece kül bulunan M23’e rastlanmıştır. Açmanın ortasına yakın bir yerde -80cm derinlikte, doğrudan toprağa yatırılmış M25 ortaya çıkarılmıştır (Resim:58). İskeletin ağzında 1 korozyonlu bronz sikke, ayakucunda 5 pişmiş-toprak figürin, 1 kandil, 1 lekythos, 1 cam unguentarium ve parçalar halinde bronz levhalar ele geçti. İçinde sadece kül bulunan, -65cm derinlikteki M30 ‘un (Resim:59) dışındaki plakalar üzerinde kemik bir saç tokasının (iğne şeklinde) parçaları bulunmuştur. Mezarın yakınında -60 cm derinlikte 1 lekythos ve parçalar halinde 3 unguentarium ele geçmiştir. Aynı mezarın güneyinde 1 kylix’in kaide kısmına, kuzey doğusunda ise 1 unguentariuma rastlanmıştır. Açmanın doğu kesitine paralel, -105cm derinlikte, iki grup halinde pişmiş-toprak figürinler ortaya çıkarılmıştır. Güneydeki grubun (Resim:60)etrafında bulunan metal çivilerden anlaşıldığına göre bunlar 30x25cm.’lik bir ahşap kutu içerisinde yer alıyorlardı. Bu grupta 9 pişmiş-toprak figürin bulunmaktadır. Diğer grupta ise (Resim:61) iki adet çivi bulunması aynı türden bir uygulamayı akla getirmektedir. Kuzeydeki grupta 3 pişmiş toprak figürin, 1 skyphos ve 1 kandil ele geçmiştir. Açmanın tam ortasında ise, -75 cm derinlikte, 35 cm çapında, içinde sadece yanık kemik parçaları bulunan UM9 yer alıyordu. F3-c açmasında, -115 cm derinlikte, pişmiş-toprak levhalarla semerdam biçiminde kapatılmış M38 mezarı ortaya çıkarılmıştır (Resim:62). Mezarda 1 kırık lekythos ve 2 kandil bulunmuştur. İki yanındaki yanık izlerinden gömüldüğü yerde yakıldığı düşünülmektedir. İçinden sadece yanık kemik parçaları çıkan, 35 cm çapındaki UM10 -67cm derinlikte, ele geçmiştir. M41, -30 cm derinlikte ortaya çıkarılmıştır (Resim:63). Pişmiş-toprak levhalarla semerdam biçiminde kapatılmış mezardan biri mezarın içinde diğeri mezarın dışında 2 kandil, üzerinde kabartma şeklinde su kuşları işlenmiş 1 kırık lekythos ve 2 unguentarium bulunmuştur. M41’in içindeki kömürleşmiş bir kütük parçası ve etrafındaki yanık izlerinden cesedin burada yakıldığı anlaşılmaktadır. Doğrudan toprağa gömülen, içinde iskelet dışında bir şey bulunmayan ve başı güneyde olan M42, -115 cm derinlikte ortaya çıkmıştır (Resim:64). M43, -50 cm derinliktedir ve pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmış mezarın başucuna devşirme bir mermer mezar steli parçası kapatılmıştır (Resim:65). İskeletin başı altındaki kütük ve iki yanındaki yanık izlerinden cesedin burada yakıldığı anlaşılmaktadır. Mezarın içinden birkaç unguentarium parçası dışında buluntu çıkmamıştır. F3-c açmasında, -70 cm derinlikte, M49 bulundu. Mezardan çok miktarda kül ve kemik parçası yanında 1 unguentarium çıktı. Burada yer alan M50, -105 cm derinlikte ortaya çıkarıldı (Resim:66). Pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmış mezarda iskelet dışında bulguya rastlanmadı. Aynı açmada, -110 cm derinlikte rastlanan, ağız kısmı taşla kapatılmış PM1 kırılarak (Resim:67) -üst seviyelerinde- içerisine direkt toprağa gömü şeklinde yatırılmış M51, -130 cm derinlikte ortaya çıkarıldı. Mezarda iskelet dışında bir bulguya rastlanmadı. 215 cm boyunda 140 cm çapındaki, antik çağda kırılıp kenetlerle birleştirildiği anlaşılan PM1’de tabana serilmiş çakıl üzerine, başucu pitosun ağız kenarına denk gelecek şekilde yatırılmış iskeletten başka bir buluntuya rastlanmadı (Resim 66). F4-a ile birleştirilen açmanın güney-doğu köşesinde, TM1’in devamına rastlanıldı (Resim:68). Birinin ağzında korozyonlu bronz sikke bulunan 4 adet kafatası ortaya çıkarıldı. Kafataslarından birinin çenesinin altından 1 pişmiş-toprak savaşçı figürini ortaya çıkarıldı. F4-a açmasındaki kazılar da ilk kez ekibimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Burada -45 cm derinlikte, 60 cm uzunluğunda, 23 cm çapında bir su künkü parçalar halinde ortaya çıkmıştır. Açmanın kuzey-doğu köşesinde -85 cm derinlikte TM1 ortaya çıkarılmıştır. Toplu olarak gömülen 5 adet iskeletten biri çocuğa aittir ve ters yönde (başı diğerlerinin ayakucuna gelecek şekilde) yatırılmıştır. Mezarda 2 pişmiş toprak kandil, bir bronz strigilise ait parçalar, 2 cam unguentarium, 1 kemik kaşık ve 4 adet pişmiş toprak kukla bacağı ortaya çıkarılmıştır.TM1’de devam edilen çalışmalarda kırık bir pişmiş toprak Persli Savaşçı, 1 cam unguentarium,1 kemik saç tokası (kırık), çocuk iskeletinin ağzından oldukça tahrip olmuş 1 altın kaplama demir sikke ele geçmiştir. Açmanın güneydoğu köşesinde, -45 cm derinlikte taş temel kalıntısı rastlanılmıştır. Aynı açmadaki UM2 ise -50 cm derinlikte ortaya çıkarılmıştır, başucu kısmına kapatılan pitos kapağının üstüne pişmiş toprak bir levha yerleştirilmiştir. Mezardan 1 sikke ve 1 strigilise ait parçalar ele geçmiştir. Mezarın kuzeyinde, -88 cm derinlikte, 1 pişmiş-toprak kandil, kırık bir lektyhosa rastlanmıştır. İçinde 2 unguentarium bulunan M15, -58 cm derinde, taş temel üzerinde ele geçmiştir. Aynı açmada, UM5 mezarı, -95 cm derinlikte ortaya çıkarıldı. Üzerinden 1 lekythos ve bir başka seramiğe ait tanımlanamayan parçalar bulunmuştur. Mezarın içerisinden sadece kırık kemik parçaları çıkmıştır. Açmanın güneydoğu köşesinden, -51 cm derinlikte, 1 kandil ve M26’nın batısında bir unguentarium bulunmuştur. Bu açmadaki M19, -88 cm derinlikte, ortaya çıkarılmıştır (Resim:69). Dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kapatılmış mezarın içinde 1 bronz sikke, 1 unguentarium ve 1 kandil ele geçti. Dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kaplı M21, -65 cm derinlikte yer almaktadır. Mezarın içinde 1 kandil, 1 unguentarium ve bir cam vazo kırık olarak ele geçmiştir. F4-a açmasında, -80 cm derinlikte, dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kaplı M26 bulunmuştur (Resim:70). İçerisinden çok miktarda kül çıkan mezardan, 6 unguentarium ve 1 kandil çıkarılmıştır. Mezarın dışında, batı yanda -43 cm derinlikte 1 unguentarium daha bulunmuştur. Aynı açmada -80 cm derinlikte rastlanan, dışbükey pişmiş-toprak levhalarla kaplı M29’un 35 cm batısında, -107 cm derinde ortaya çıkarılan, sağlam ve ağzı kapalı UM7’nin içinden yanmış ve kırılmış kemikler çıkmıştır. UM7’nin hemen doğu yanında, -108 cm derinlikte, bir kısmı parçalanmış durumda pişmiş toprak figürinler ele geçmiştir (Resim:71). Açmanın doğu kenarına yakın, -85 cm derinlikte, pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmış M34 mezarı bulunmuştur. Yoğun kül gözlenen mezardan 3 unguentarium ele geçti. Devam eden çalışmalarda, -125 cm derinlikte pişmiş-toprak levhalarla semerdam biçiminde kapatılmış M35’e rastlanmıştır (Resim:72). İçinde kömür ve kül kalıntıları yanında 1 bronz sikke ile 2 unguentarium ele geçmiştir. Aynı açmada, -30 cm derinlikte M37’ye rastlandı (Resim:73). Pişmiş toprak levhalarla semerdam biçiminde örtülmüş mezarın baş ve ayakucuna dışbükey levhalar kapatılmıştır. Mezarda kül dışında iskeletin ağzından 1 bronz sikke ve kafatasının yanında toplu halde kırık hayvan (?) kemikleri, 1 lekythos ve bir kupa ele geçmiştir. M39, -135 cm derinlikte ortaya çıkarılmıştır. Dışbükey pişmiş toprak levhalarla kapatılmış mezarda kömür kalıntıları ve yanık kemikler gözlenmiştir. İskeletin ağzından korozyonlu 1 bronz sikke, 1 unguentarium ve 1 kandil bulunmuştur. M40 ise aynı açmada ve aynı derinlikte bulundu. Dışbükey pişmiş toprak levhalarla kapatılmış mezardan kömür ve yanık kemik parçaları çıkmıştır. Mezarda iskeletin ağzından korozyonlu 1 sikke, 3 unguentarium, 1 kandil ve 1 kırık lekythos bulunmuştur. Açmanın -130 cm derinliğinde birçok yerde yanık izleri gözlenmiştir. F3-c ile birleştirilen açmada, iki açma arasındaki kısımda M44, -30 cm derinlikte, ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca F3c ile E3d açmalarının birleştirildiği alanda, -85 cm derinlikte, 25 cm çapında UM11’e rastlanmıştır (Resim:74). İçinden yanık kemik parçaları ile 1 unguentarium ele geçmiştir. Etrafında biri kırık 2 unguentarium bulunmuştur. M47 ve M48 -152 cm derinlikte ortaya çıkarılmıştır (Resim:75). M47, pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmış, içinden iri yanık kütük kalıntıları, 1 unguentarium ve 1 lekythos ortaya çıkarılmıştır. M48 ise, pişmiş-toprak levhalarla semerdam şeklinde kapatılmıştır. Mezarın dışında başucu civarından kırık halde 5 unguentarium, içinde ise yanık izleri ve erimiş kemiklerin yanında 4 unguentarium ile 1 lekythos bulunmuştur. Parion Kazısı 2005 çalışmaları sonucunda, önceki çalışmalarda kullanılan ağır iş makineleri yüzünden, kültür varlıklarının olduğu yerde kırıldığı ve ele geçen eserlerin çoğunun parçalar halinde bulunduğu tespit edilmiştir. Parion Nekropolü’nde çok farklı tiplerde gömü olduğu tespit edilmiştir. Bunların; 1. Basamaklı Anıt Mezar. (Müze Kurtarma Kazısı’nda bulunmuş) 2. Lahit Mezar. (Müze Kurtarma Kazısı’nda bulunmuş) 3. Tabanı Yassı Tuğla Döşeli Duvar Örgü Mezar 4. Taş Sandık Mezar. (TSM1, TSM2, TSM3, TSM4) 5. Semerdam Mezar. 5.1. Düz Semerdam Mezar(M5,M6,M7,M8, M12,M16, M17, M22, M28,M30,M31, M33, M34,M35, M37, M38, M41, M43, M48, M49, M50) 5.1.1. Başına Kapak Kapatılan Düz Semerdan Mezar (M1) 5.2. Dışbükey Semerdam Mezar (M4, M19, M21, M23, M26, M32, M36, M39, M40, M44, M47, M13, M14, M15, M18, M29) 6. Tabanı Düz Pişmiş-Toprak Levha Döşeli Mezar. (M20) 7. Doğrudan Toprağa Yatırılan Mezar. (M2, M3, M9, M10, M24,M27, M42, M46, M51) 8. Başı Üzerine Pitos Kapatılmış Mezar. (M45) 9. Toplu Mezar. (TM1) 10. Urne Mezar. (UM1, UM2, UM3, UM4, UM5, UM6, UM7, UM8, UM9, UM10, UM11) 11. Pitos Mezar. (PM1) 12. Ahşap Tabut Mezar. (M11, M25) şeklinde olduğu gözlenmiştir. Kazı çalışmalarının yeterli olduğuna karar verildikten sonra kazı alanında korumaya yönelik tedbirler alınmış ve çalışmalara gelecek yıl devam edilmek üzere açmaların gerekli görülen bölümleri toprakla örtülmüştür. Bundan sonraki çalışmalar kazı evinde sürdürülmüştür. Arazideki bu çalışmaların yanında, kazı evinde her gün, çıkan malzemeler yıkanıp temizlendikten sonra kurutulup gerekli görülenlerin onarımları yapılmış, çizimleri yapılıp fotoğrafları çekildikten sonra envanter kayıtları tutulmuştur (Resim:76). 2005 kazı çalışmalarının sonunda toplam 260 parça envanterlik ve 3 koli etütlük malzeme Çanakkale Müze Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir. Bu yılki çalışmalar sırasında, köy kahvesinde iki kez slaytlar eşliğinde Parion hakkında bilgilendirme toplantısı yapılmış, bu yolla koruma bilinci oluşturulmaya çalışılmıştır (Resim:77). Bu yılki kazılar topluca değerlendirildiğinde, nekropol alanının uzun sure kullanıldığı ortaya çıkmaktadır. Taş-sandık mezarlar içlerinden çıkan buluntulara göre M.Ö. 4. yy.’ın ikinci yarısına tarihlenebilir. Bu mezarlara göre daha yüzeye yakın olan Semer-dam mezarlar, Geç Hellenistik-Erken Roma Dönemi’ne işaret etmektedir. Toplu Mezar ve Urne Mezarların bazıları, diğer mezarlara göre biraz daha geç buluntular vermiş olduklarından, İ.S. 1. YY. sonu- 2. yy. başına tarihlenmelidir (Resim:78). Parion nekropolü ölü gömme gelenekleri açısından da oldukça zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Bazı mezarlar inhumasyon, bazıları ise kremasyondur. Yakma işlemi, bazen nekropolde özel bir kremasyon alanında gerçekleştirilirken, bazen ceset mezara yatırılarak burada yakılmaktaydı. Mezarların bazılarında, özellikle çocuk mezarlarında çok çayıda pişmiş toprak figürin ortaya çıkarken, bazılarında unguentariumlar ve bazılarında da kandiller ortaya çıkmıştır. Bazı mezarlar bu konuda oldukça cömertti ve bütün buluntu tiplerinden barındırmaktaydılar. Cam kaplar, sikkeler, boncuklar ve yüzükler içeren mezarların yanında hiçbir mezar hediyesine sahip olmayanlar da vardı. Mezar tipleri ve ölü hediyeleri, kentin sosyo-ekonomik durumu, ölü gömme geleneklerinin yanında, Parion insanının sosyal sınıflarına işaret etmektedir. Altın takılarla birlikte gömülmüş Taş-Sandık Mezar sakinleri yönetici sınıfı temsil ederken, bu lahitlerin birinde bulunan bronz amphora içindeki gömü kremasyondu ve altın taçlar içeriyordu. Semer-dam mezarlarda bulunan sikkelerden birinin Priapos kentine ait olması, kentin ticari canlılığını da ortaya koymaktadır. Parion ölü gömme geleneklerinin Troas Bölgesi’nin genelinde bilinen geleneklerden pek farklı olmadığı, özellikle altın takılar yönünden Dardanos Tümülüsü ve Lapseki buluntularıyla yakın benzerlikler olduğu görülmektedir. Semerdam mezarların sayıca çokluğu ve bunların çoğunlukla Augustus çağından olması, bu dönemde Parion’un nüfusunun arttığını göstermektedir. Parion, Augustus tarafından “Colonia Pariana Iulia Augusta” ilan edildikten sonra gelişmiş ve nüfusu da artmış olmalıdır. Bu sayede çevreden göç de alan kent nüfusunun çeşitliliği ölü gömme geleneklerine de yansımıştır. Sonuçta Parion Kazısı 2005 yılı çalışmaları, kentin Troas bölgesinin olduğu kadar Anadolu’nun da önemli kentlerinden biri olduğunu ortaya koymuştur. |